27 Aralık 2015 Pazar

ölmek ya da ölmemek : bir 2015 değerlendirmesi

2015 neydi? 2015 hayal kırıklığıydı. 
alıştınız hep komik komik yazmama, şimdi süper depresif bi 2015 değerlendirmesi yapıcam, okumadan kaçabilirsiniz, baştan uyarayım.

bu nasıl bir yıldır? gösterip gösterip vermeyen yıl! umutlandırıp uçurumdan aşağı iten yıl!

güya, nasıl yeni yıla giriyosan öyle geçermiş o yıl. yalan! çok eğlendiğim bir yılbaşı akşamından girdik 2015'e de demek ki bütün ülkenin öyle girmesi lazımmış, on beş kişi kurtaramadık ülkeyi.

seçimlere kadar fena değildi aslında. genel parasızlık ve zaman zaman melankolik takılmaları saymıyorum, o zaten ben ve çevremin ömrüne yayılmış, artık kendini iyiden iyiye damarlarında hissettirmiş bi şey, alıştık. hazirana kadar bir umut dalgalanması oldu "allaaaaah valla bu sefer kurtuluyoruz bu insalardan" diye. seçim gecesi sevincimi anlatmaya kelimeler yetmez! ama gel gör ki kimse bir adamın hırsı uğruna bu kadar kötü olabileceğini beklemiyordu. 

2015, evlerinde öldürülen, sokaklarda patlatılan insanların yılı. nefretin, karanlığın, korkunun, öfkenin, duyarsızlığın, acının yılı. uzun uzun yazmak istemiyorum, öldürülüyoruz işte, hem de artık evlerimizde, sokaklarımızda, köylerimizde. katlediliyoruz, parçalanıyoruz, kolluk araçlarının arkasında sürükleniyoruz. altı aylık bebekten hamile kadınlara, genci yaşlısı fark etmeden öldürülüyoruz. bazen ölümüzü almamıza, ölümüzü gömmemize bile izin vermiyolar. neler uğruna? koca bir hiç uğruna. hem de yüzde ellinin umrunda olmadan. hatta güneydoğuda yaşıyosanız şansınız yok, kimsenin umrunda değilsiniz. siz bu topraklarda ölmek için doğmuşsunuz, hayattaki varlığınız bundan ibaret.

içim acıyo yaa, içim kanıyo. isyan diye devam etmiyorum, olmuyo isyan devrim özgürlük, yapamıyoruz kandırmayalım birbirimizi. aldık boyumuzun ölçüsünü. hayallerimizi yıktılar, umutlarımızı parçaladılar. durun yerinizde diyorlar bize, boyun eğin. ya da ölün. ama öyle güzel güzel değil, biz öldüreceğiz sizi. ne olduğunu anlamayacaksınız. bir polis kurşunu girecek göğsünüze, üstüne üç beş daha sıkacaklar. barış için toplanacaksınız, bomba patlatacaklar. siz ölmediniz mi? o zaman annenizi, kardeşinizi, kuzeninizi, arkadaşınızı öldürecekler. sesini çıkarıyor musun hala? gel canım, cezaevlerimiz var, bir de buraya alalım sizi, zira burada öldürmeyi de severiz biz sizi diyecekler. kurşun ve bomba az mı geldi, bir de yakalım sizi, bu şekilde ölün. milyonlarca yoldan öldürebiliriz, denemek ister misiniz? ama sizin söz hakkınız yok, öylesine sorduk, tabi ki öleceksiniz, hem de bizim kurallarımızla. ölmeyenler lütfen iyice sinsin bir köşeye. bizden değilsen öleceksin. bir devlet politikası olarak, ya benimsin ya kara toprağın. 

kişisel kısmına gelirsek; ben bu sene otuz oldum. başlı başına bir travma. otuz ne yaa? üç - sıfır. üç sıfır yenik. ben büyüdüm kirlendi dünya! diyorlar ki, bunun otuz ikisi, otuz üçü daha kötü, bilemiyorum canım. kendimi on dokuz yaşında kocaman hissederdim, ay ne büyük dertlerim vardı! piiiii!!! şimdi bi görsem o on dokuz yaşındaki halimi, basarım tokadı suratına. 

hiç mi iyi şeyler olmadı? umutlandırma kısmından hemen sonra, uçurumdan hemen önce oldu tabi güzel şeyler. ne bileyim, bol bol şarkı söyledim mesela. başkasına güzel mi bilemem de bana güzeldi! çok iyi insanlar vardı hayatımda, çok neşeli anlarımız da oldu. buradan tabi ki doctor who'ya bağlıyorum (ya ne yapacağğdım, doktorun yılıydı 2015), hiçbir şey bitene kadar hüzünlü değildir der doktor. sonra her şey hüzünlü olur. öyle melankolik bir yıl ki bu benim için, güzel şeyleri bile hatırladığımda hüzün kaplıyor içimi. bittiğinden işte. 

bitiyo her şey de, şu karanlık yıl bitmedi hala. 

1 yorum:

Sedat Ozdemir dedi ki...

Selam Göksu ; çok detaylı ve bir o kadar da melankolik bir 2015 irdelemesi olmuş, kutlarım seni....Ama unutma ki burada hayattan 5 tane gol yemiş olup senin tanımlamanla 5 ve 0 yani 50 'liklerde var bu sene...Gene senin daha 3 gol olmuş, ya biz n'apalım can ?...Umut ve hayallerinin gerçekleşeceği bir 2016 umudu ve dileğiyle Yeniyılın kutlu olsun...